| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Güncel HaberlerRSSYorum RSS
Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

Komplo mu cinsel istismar mı? 

Çorum'da bir öğretmen cinsel istismarla suçlandı mahkemede ortalığa iğrenç mi iğrenç iddialar saçıldı. İşte o iddialar;
Çorum'da bir öğretmen cinsel istismar suçuyla tutuklandı. Çıktığı ilk mahkemede, kızın babasına ait bazı söylentileri gündeme getirince mahkeme heyetinin kafası karıştı. Öğretmen cinsel istismara uğradığı iddia edilen öğrencinin babasının kadınlarla ilişkisi olduğunu iddia etti.

Çorum’da 16 yaşındaki E.Y. ile 15 yaşındaki E.G.’ye cinsel istismardan tutuklanan öğretmen Zekai İ., devam eden yargılamasında suçlamaları reddetti. Cinsel tacize uğradığını iddia eden E.Y.’nin vakıf gezisinde çalan şarkılara kalkıp oynadığını da ileri süren Zekai İ., “Çalınan şarkılara kalkıp köçek gibi oynuyordu. Eğer böyle bir taciz olsa bu kız böyle kalkar, oynar mıydı?” diye kendini savundu. Tanık olarak dinlenen 19 yaşındaki Ö.M. ise taciz olaylarını duymadığını ve görmediğini ancak öğrencilerin aralarında sürekli olarak “hoca bizi sulu öpüyor” sözlerini duyduğunu söyledi.

RUH SAĞLIĞI BOZULMUŞTUR RAPORU
Duruşmada E.Y. ile E.G. hakkında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden verilen ‘Cinsel taciz sonrası ruh sağlıkları bozulmuştur’ şeklindeki raporu okundu. Rapora sanık avukatı itirazda bulundu. Ardından yaptığı 12 sayfalık yazılı savunmada suçlamaları kabul etmeyen ve kendisine komplo kurulduğunu ileri süren Zekai İ., “Bana komplo kuruldu. Bu bir taciz davası değil, bir intikam davasıdır. 30 yıllık hayatımı ayaklar altına aldılar. E.Y.’nin babası imam Kadir Y.’nin görevli olduğu Çimento Camii’nin lojmanında bir kadınla ilişkiye girdiği yönünde söylentiler vardı. Bunları biliyordum ve Kadir bunları reddediyordu. Sonra bana iftira attı.” dedi.

DOSYA İSTANBUL'A GÖNDERİLDİ

Ardından mahkeme heyeti sanığın tutukluk halinin devamına, mağdur kızların ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığının tam tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına karar verip duruşmayı erteledi.

Bakan ‘duş’ resmini facebook’a koydu! 

URUGUAY’DA İçişleri Bakanı Daisy Tourne’nin (57), internetteki sosyal iletişim ağı Facebook’taki sayfasına duş alırken çekilmiş bir fotoğrafını koyması ülkede günün konusu oldu. Durumu skandal olarak niteleyen muhalefet, Tourne’yi teşhirci olmakla suçladı. Uruguay gazetesi El Pais’in bildirdiğine göre, Tourne fotoğrafının altına şu ifadeyi yazmış: “Duş alan bir kadından daha doğal bir şey yoktur.” 

Gazete kadrajladı
EL?PAIS fotoğrafı internet sitesinde Tourne’nin sadece elleri başında görünecek şekilde kadrajlamış. İçişleri Bakanı’nın muhalifleri, eleştirilerini Tourne’nin Facebook duvarına yazmak veya onu Facebook’ta dürtmek (poke) yerine doğrudan medyaya açıklamalar yaparak yöneltti. Eski Devlet Başkanı Yardımcısı Luis Hierro, “Bakanlar, her şeyden ötesi, polis gücüne komuta eden İçişleri Bakanı biraz daha ağırbaşlı olmalıdır” dedi.

Aysun bu sefer abarttı! 

Aysun Kayacı, NTV'deki canlı yayında Müjde Ar'a öyle bir şey söyledi ki, izleyenler artık bu da fazla dedi.

NTV'de ekrana gelen Müjde Ar, Pınar Kür, Aysun Kayacı ve Çiğdem Anad'ın birlikte yer aldıkları 'Haydi Gel Bizimle Ol' programında sinemacıların Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından ağırlanması konu edildi.

Pınar Kür ve Müjde Ar, kendilerinin çağırılmamasını imalı sözlerle karşıladı. Kür, "Böyle çağrıldığı yere çok hevesle giden için söylenen bir laf vardır ama ben söylemeyeceğim" dedi ve şu anda Türk sineması için önemli olanın yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın '3 Maymun' isimli filminin Oscar adayları arasında bulunmasını gösterdi.

Müjde Ar ise çeşitli espriler yaptıktan sonra, "Herhalde bizi de çağırırlar" diyerek Köşk'e mesaj yolladı.

Programın en ilginç ifadeleri ise yine Aysun Kayacı'dan geldi.

Müjde Ar'ın "Benim o makamlara giyecek kılık kıyafetim yok" diye konuşunca Kayacı, "Giymeden gidersiniz" lafını etti.

Bu sözler stüdyodaki seyircileri güldürürken Müjde Ar, "Maşallah, senin fikrin bu demek ki çağırırsa" diye konuştu.

AYSUN'UN GARİP HALLERİ

Aysun Kayacı'nın programdaki bazı ifadeleri de dikkat çekti. Söze fazla girmemeye çalışan Kayacı, "Ben hiçbir şey söylemiyorum. Benim çünkü ifade zorluğum var. Ben ağzımı açmıyorum yani" dedi. Kayacı ile Müjde Ar'ın bazı ifadeleri aralarının bozuk olduğu düşüncesini akla getirdi.

Üçüncü kocamdan Reha Muhtar kurtardı 

Bir zamanlar milyonları peşinden koşturuyordu. ünvanı da "Bayan Bacak"tı. Ünlü şarkıcı Berkant’la mutlu giden evliliğini, annesinin baskıları ve eşinin alkol düşkünlüğü yüzünden bozmuş, ikinci evliliğinde ise cilt kanserine yakalanmıştı. İsmi Serpil Örümcer’di. Türkiye onu düzenlenen gece ve Hürriyet’in haberi ile yeniden hatırladı.Üçüncü kocamdan Reha Muhtar kurtardı

SON on yıldır önünü karanlık gören ve "Tutunacak hiçbir dalım" yok diyen Serpil Örümcer, 1990 yılından beri beş parasız olduğunu söylüyor. Berkant’dan olan kızı Fulya ve iki torununa bakabilmek için sokaklardan çöp toplayıp satan, simitçilik yapabilmek için çaldığı belediye başkanlarının kapısından eli boş dönen Örümcer şunları söyledi:

"1990’larda param bitti. İkinci evliliğimde yaşadığım sıkıntılar yüzünden cilt kanserine yakalandım. Malım mülküm, bütün param gitti. Kendimi bir anda sokaklarda buldum. Annem Trabzon huzur evinde öldü. Berkant kızımın öz babası. Onun nüfusuna kayıtlı. Kızım babasının fotokopisi gibi. Çocuğumu evliğim sırasında yaptım. İnkar etmedi. Berkant’ çok içki içtiği için ayrıldım. Biz Berkant’la güzellik yarışmasını girerken bir arkadaşımnız vasıtasıyla tanışmıştık. Tanıştıktan sonra bana rahat vermedi. Bir sürü kısmetim vardı. Berkant’ın yüzünden onlar da kaçtı. Dört sene flört ettik. Annem, ’Berkant’ı istemiyorum, sen bir genç kızsın. Sen daha iyi insanlara layıksın’ dedi. Çok haksız da sayılmazdı. Onu çok seviyordum ama o benimle evliyken çapkınlık yaptı. Hamileydim, iki gün eve gelmedi. Doğuma giderken bir kadının yanından kalmış gelmişti. Bütün bunlar üst üste binince Fulya sekiz aylıkken boşandım."

Kocaları yüzünden

Serpil Örümcer, Berkant’tan sonra yaptığı ve ancak iki sene süren evliliğini ise şu sözlerle anlattı: "1989’da ikinci evlilik yaptım. Yeni kocam Kayseri’de emniyet amiri idi, müdürlük bekliyordu. Onunla evlendikten sonra beni uçuruma sürükledi. Rütbelerini attı. Evlendiği zaman istifayı bastı. Yalvardık yapma diye. Dinlemedi bizi. Meğer paramda malımda gözü varmış. Baktım mallar mülkler gitmeye başladı. Sat sat nereye kadar. O da kanserden öldü. Kimsenin ahı kimsede kalmıyor."

Peki ya sonra? Sonra beş sene Marmaris’te yaşıyor Örümcer. İstanbul’da ise bar ve gazino sahibidir. Zaten annesi ile kızı İstanbul’dadır. Birsüre bütün bunlar da gidecektir elinden. Bir gün iş için Batman yolunda bulur kendisini. Batman’da ise üçüncü kocasını bulacaktır:

"Sonra bir günlüğüne iş için Batman’a gitmiştim. İş bir günlüktü, 10 günlüğe döndü. Üçüncü eşim, ben Batman’dan İstanbul’a dönerken, giderken seni de bırakayım arabayla’ dedi ve benimle İstanbul’a geldi. Meğer niyeti evimi öğrenmekmiş. Evimi öğrendikten sonra peşimi bırakmadı. Bir evim vardı. Ondan kurtulmak için, evi satıp kaçmaya karar verdim. Ama evi satınca da kaldım ortada. Peşimden Çorum’lara kadar geldi. Tehdit ediyordu, başımızda kimse yoktu. Ev tuttum dedi, nikáh yapıp götürdü. Sonra işkence yaptı. Reha Muhtar kurtardı elinden beni, yoksa ölmüştük."

Bütün bunlardan sonra simitçilik dahil her işi yapmaya soyunur Serpil Örümcer. Ama kimse oralı olmayacaktır. Seda Sayan’a umut bağlar ama ondan da ses çıkmaz. Bakırköy Gönüllü Çevreciler Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin desteğiyle düzenlenen geceden gelen birkaç milyar biraz nefes alacaktır. Tek umudu, daha geniş katılımlı bir gece yapılması ve eski dostlarının bir araya gelmesi.

Belki o zaman belini biraz doğrultabileceğine dair küçük bir umudu var...

Şöhretten trajediye

Bir zamanlar bacaklarıyla Türkiye’nin gündeminde olan Serpil Örümcer, şimdi trajik hayatıyla gündemde.

SERPİL ÖRÜMCER / 3SERPİL ÖRÜMCER / 4

SERPİL ÖRÜMCER / 8

SERPİL ÖRÜMCER / 13

Sözün bittiği an 

MANİSA’nın Turgutlu İlçesi’nde, ahşap bekçi evinde kömür sobasından çıkan yangında hayatlarını kaybeden 4 yaşındaki Hüseyin ve 2 yaşındaki Sultannur Şengül kardeşler, arkalarında bıraktıkları dramla yürekleri burktu. Kardeşlerin, yangından bir saat önce akrabalarının doğumgününe katılmak için hazırlandığı, ancak babalarında hediye alacak para olmaması nedeniyle gidemedikleri ortaya çıktı. Yanan eve giren ve çocukların cesetleriyle karşılaşan itfaiye ekipleri ise gözyaşlarını tutamadı...Sözün bittiği an

Feci şekilde yanarak can veren evlatlarının arkasından gözyaşı döken baba 29 yaşındaki Ferdi Şengül, “Bir yakınımızın çocuğunun doğum gününe gidecektik. Hepimiz hazırlandık, kapıdan çıkacağımız sırada hediye alacak paramız olmadığını fark ettik. Cebimde 5 TL bile yoktu. Bu yüzden doğumgününe gitmekten vazgeçtik. Ben biraz dolaşmaya çıktım, döndüğümde bu korkunç manzarayla karşılaştım. Doğumgününe gidebilmiş olsak belki bunlar yaşanmayacaktı” dedi.
Tamamen kül olan ahşap evde eşyaların yanı sıra ailenin tüm anıları da kaybolurken, Hüseyin ve Sultannur kardeşlerin dedeleri 50 yaşındaki Hüseyin Polat ile çektirdikleri fotoğraf acı bir hatıra olarak kaldı. Ölen kardeşlerden kalan tek anı olan ve dedelerinin evinde duran fotoğraf, baba Ferdi Şengül ile yakınlarına gözyaşı döktürdü.

Talihsiz kardeşlerin, bugün Limoncu Camii’nde ikindide kılınacak cenaze namazının ardından Turgutlu Belediyesi Mezarlığı’nda yanyana toprağa verileceği öğrenildi.

Alev topuna dönen ahşap evin içerisine girip çocuklarını kurtarmak isterken vücudunun çeşitli yerleri yanan ve Turgutlu Devlet Hastanesi’nde tedaviye alınan anne 24 yaşındaki Aylin Şengül’ün ise dün akşam geç saatlerde taburcu edildi. Acılı anneye çocuklarının yanarak öldüğünün ancak taburcu olurken söylenebildiği ifade edildi.

Olay, dün saat 14.00 sıralarında Turgutlu’nun Selvilitepe Mahallesi’ndeki belediyeye ait su deposunun tek katlı, 3 odalı ahşap bekçi evinde meydana geldi. Bekçi Ferdi Şengül ‘kahvehaneye gidiyorum’ diyerek evden ayrıldı. Hemen ardından, eşi Aylin Şengül de çocukları Hüseyin ile Sultannur’u kömür sobasının yandığı evde yalnız bırakıp bitişikteki komşuya misafirliğe gitti. Bu sırada, iki küçük çocuğun bulunduğu evde yangın çıktı. Kömür sobasının üzerine kuruması için bırakılan çamaşırların tutuşması sonucu çıktığı tahmin edilen yangın, kısa sürede ahşap evi alev topuna çevirdi. Komşuların haber vermesi üzerine olay yerine gelen Turgutlu Belediye İtfaiyesi alevlere müdahale etti ancak tüm çabalara rağmen, Hüseyin ve Sultannur kardeşler yanarak feci şekilde can verdi. Koşarak yanan eve gelen, ‘bana yavrularımı verin’ diyerek içeri girmeye çalışan ve kapıyı yumruklayan anne Aylin Şengül de itfaiye ekipleri ile çevredeki vatandaşlar tarafından alevlerden uzaklaştırılmak istendi. Acılı genç annenin elleri, saçları, yüzü ve vücudunun bazı yerleri yandı.

Sınıftaki tüm kız öğrencileri taciz etmiş 

ANTALYA'daki bir ilköğretim okulunda kız öğrencileri taciz ettiği iddia edilen öğretmen açığa alındı, ardından da tutuklandı. Konuyu incelemek üzere İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından müfettiş görevlendirildi.
Sınıftaki tüm kız öğrencileri taciz etmiş

Varsak'ta adı açıklanmayan bir ilköğretim okulunda görev yapan 4'üncü sınıf öğretmeni M.G.'nin sınıfındaki kız öğrencileri taciz ettiği yönünde velilerin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, konuyu araştırmak üzere müfettiş görevlendirdi. Açığa alınan öğretmen M.G., bugün tutuklanarak cezaevine konuldu.

İl Milli Eğitim Müdürü Osman Nuri Gülay, müfettişlerin okuldaki incelemelerini sürdürdüğünü, olaya ilişkin kesin raporun henüz çıkmadığını söyledi.

Tacize uğradığını iddia eden kız öğrencilerin avukatı Zeynep Zekiye Altıparmak ise, 8 Ocak'ta Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde Antalya Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi tarafından 9 yaşındaki 3 öğrencinin ifadesinin alınma sürecinde göreve çağrıldığını kaydetti. Kız öğrencilerin sınıf öğretmenleri tarafından taciz edildiklerini iddia ettiklerini anlatan Altıparmak, “Şikayetçi olan sadece 3 öğrenci var ama sınıftaki 14 kız öğrencinin tamamının taciz edildiğini söylüyorlar” dedi.

Öğrencilerin, öğretmenin soru sormak istedikleri zaman kendilerini yanına çağırdığını, kucağına aldığını, öptüğünü ve uygunsuz yerlerine eliyle dokunduğunu iddia ettiklerini belirten Altıparmak, “Öğretmen bunu sürekli yapıyormuş. Öğretmen kızar diye bir süre kimseye söyleyememişler ama kendi aralarında bu konuyu konuşmuşlar ve bunun üzerine ailelerine söylemeye karar vermişler” dedi.

Katliamı seyretmeye doyamadılar 

İnanılmaz ama gerçek. İsrailliler bu haftasonunu çok farklı bir "eğlenceyle" geçirdiler. Sinemaya gider gibi Gazze sınırına gidip, öbür taraftaki katliamı canlı canlı izlediler.

Katliamı seyretmeye doyamadılar

Çocuklarını da alan İsrailliler, Gazze sınırına yakın Sderot kentinin kenarındaki bir tepecikte, hem piknik yaptılar, hem yanlarında getirdikleri dürbünlerle saldırıların seyrine doyamadılar.

ÇOCUKLAR İÇİN SALINGAÇ KURDULAR

Arabalarına doluşmuş aileler, bu arada çocukları için ağaçların dallarına salıncaklar kurup çocuklarının hoşça vakit geçirmesini sağladılar. Yanlarında yiyecek içecek de götüren İsrailliler, havaların açık olmasından yararlanarak saatlerce Gazze üzerine düşen ateş yağmurunu, bombaları, topcu ateşini izlediler.

BOMBALARIN PATLAMALARINA ALKIŞ TUTTULAR

Tines dergisinde yer alan "Gazze Sınırı: İsrailliler Saldırılara Tezahürat Yaptı" başlıklı haberin bir bölümünde "Pazar öğleden sonra İsrail'e ait iki Apache helikopteri Sderot'un doğusunda gökyüzünde belirdi. Helikopterlerin altında, tepecikteki İsrailliler olancaklar hakkında tahminlerde bulunarak seyretmeye koyuldu. Bir dakika sonra Apacheler'den birinden bir Hellfire (Cehennem ateşi) füzesi fırlatıldı. Füze, Filistin sınırını hızla aştı. Bir saniye sonra, sınırın ötesinde oluşan manzara karşısında kalabalığın içinden tezahürat koptu. Cebaliye mülteci kampıyla, Gazze kenti arasından bir yerden devasa, simsiyah bir duman bulutu yükseliyordu."

Daha sonra "seyirciler" radyolarından, saldırının sonucunu veren açıklamaları dinlediler.

BURAYA DONDURMACI TEZGAHI KURSAYDIM ÇOK KAZANIRDIM

Gazze saldırılarının İsrailliler arasında çok büyük destek bulduğunu vurgulayan Times, Şubat'ta yapılacak seçimleri hatırlattı.

Sınıra yakın Yahudi yerleşim bölgesinde yaşayan Itay Avni (32), Gazze'ye yapılan saldırıları izleyenlerden ve "Dün 100'den fazla kişi, sırf saldırıları canlı canlı izlemek, bombaları görmek için buraya geldi. Bir dondurmacı tezgahı kursaydım çok para kazanırdım. İsrail ordusunun saldırıları karşısında duygularımı tarif edemem. Tek kelimeyle çoşku içindeyim. Bunca yıl Hamas'ın gönderdiği füzeler yüzünden alarm sesleri duyarak yaşadık. Nihayet bir şeyler oluyor. Ve insanlar bunu kendi gözleriyle görmeye geliyorlar" dedi. 

Onlar piknik yapıp "bombalar altındaki Gazze manzarasının seyrine doyamazken", Gazze'de ölü sayısı 900'ü geçti. 

GAZZE'DE ÖLÜ SAYISI 1000'E YAKLAŞIYOR

Filistinli kaynaklara göre, ölü sayısı 900'ü aşarken, yaralıların sayısı da 3 bin 700'ü buldu.

İsrail askerleri, Gazze kentini çevreleme harekatını sürdürürlerken, ordu da bugünkü çatışmalarda 40 militanın öldürüldüğünü ya da yaralandığını bildirdi.

3 SAATLİ ATEŞKES DE OLMADI

İsrail hava kuvvetlerine bağlı uçaklar ayrıca, Gazze kentinde Kültür Bakanlığı binasını da vurdular.

Görgü tanıklarına göre bombardımanlar, 3 saatlik ateşkes süresince de durmadı.

İsrail askerlerinin sabah saat 02.00 sularında Gazze kentinin Tel El Hava mahallesinin varoşları sayılabilecek Şeyh Eclin ve kentin kuzeyindeki Sudaniye bölgelerinde Filistinli militanlarla girdiği çatışmalar toplam 14 kişinin ölümüne neden olurken, ordunun daha içlere doğru girme yolundaki niyetlerinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Yine de askerlerin çatışmalar sonrası çekildiği de belirtildi.

Bu bölgede ölenler arasında, Tel El Hava mahallesinde bombardımana uğrayan bir evde, 2 kardeş, 1 bebek ile 1 genç de bulunuyor.

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebaliye ve Beyt Lahya'da da bombardımanlar ve ölümler durmadı. Beyt Lahya'da bir cami yakınında vurulan bir evde, yaşları 12 ila 16 arasında değişen çocuk yaştaki 6 Filistinli öldü.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un Abasan ve Kuza'a bölgelerinin yoğun ateş altında kaldığı belirtilirken, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yetkililerinin, yaralılar için uluslararası kuruluşlardan yardım istedikleri belirtiliyor.

Kızgın yağla haşladı, 18 kez bıçakladı 

İZMİR'in Karabağlar İlçesi'nde bir su bayisinde çalışan Metin G., kendisini aldattığından şüphelendiği kasiyer eşi Aygül G.'yi önce üzerine kızgın yağ dökerek haşladı, ardından 18 yerinden bıçakladı. Ağır yaralanan genç kadın kaldırıldığı hastanede tedaviye alınırken, eşi karakola gidip teslim oldu.
Kızgın yağla haşladı, 18 kez bıçakladı

Bir su bayisinde çalışan 31 yaşındaki Metin G., işyerine gitmek üzere kalktığında, kendisini aldattığından şüphelendiği eşi 29 yaşındaki Aygül G.'nin üzerine uyuduğu sırada ocakta kızdırdığı yağı döktü. Can havliyle yatağından fırlayan 2 çocuk annesi Aygül G.'yi mutfaktan kaptığı bıçakla 18 yerinden de yaralayan Metin G., kaçarak izini kaybettirdi. Bir pastanede kasiyer olarak çalışan genç kadının çığlıkları üzerine yardıma koşan komşuları, hemen polise haber verdi. İhbar üzerine eve gelen polis, yüzünde ve vücudunda yanıklar oluşan, kanlar içindeki Aygül G.'yi İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırdı. Genel Cerrahi Servisi'nde tedaviye alınan Aygül G.'nin durumunun ciddi olduğu belirtildi.

POLİSE TESLİM OLDU

Olayın ardından geniş çaplı soruşturma başlatan polis, öfkeli kocayı bulmak için harekete geçti. Arama çalışmaları sürerken, Metin G. suç aleti bıçakla Hatay Karakolu'na gidip teslim oldu. Gözaltına alınan Metin G., eşiyle boşanma davaları olduğunu, kendisini aldattığından şüphelendiği için olayı yaptığını itiraf etti. Araştırmada, Aygül G.'nin, eşi Metin G. hakkında kendisine şiddet uyguladığı gerekçesiyle 15 kez şikayetçi olduğu da ortaya çıktı. Zanlı Metin G.'nin, emniyetteki işlemlerinin ardından İzmir Adliyesi'ne sevk edileceği kaydedildi.

Cari açıkta rekor düşüş 

Ekonomik kriz Türkiye'nin cari açığını da dibe indirdi.

Kasım ayında cari açık yüzde 83.3 düşüşle 559 milyon dolara geriledi. Piyaasadaki beklenti ise 1.3 milyar dolar seviyesindeydi.

Öte yandan Ocak-Kasım döneminde ise cari açık geçen senenin aynı ayına oranla yüzde 17.6 artışla 38.86 milyar dolara çıktı.

İSRAİL'İN YENİ PLANI 

İsrail, Hamas'ın Tünellerinin Bulunduğu Philadelphi Yolunu Kontrolü Altına Almayı Planlıyor.

Haber: İsrail'in Yeni Planıİsrail, Hamas'ın tünellerinin bulunduğu Philadelphi yolunu kontrolü altına almayı planlıyor.

Batılı bir diplomat, Tel Aviv'in üçüncü aşama olarak kara harekatı ile Philadelphi yolunu ve Rafah'ın bir kısmını kontrolü altına almayı planladığını söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Tel Aviv'in bu şekilde, Hamas'ın kaçakçılık yapmasının önüne geçmeyi planladığını söyledi. Bu yolu kontrolü altına alması halinde İsrail, buldozerler ve detektörlerle tünelleri yıkmayı planlıyor. İsrail'in hava saldırıları sırasında yüzlerce tünelin yıkıldığı sanılıyor. Ancak daha pek çoğunun hala zarar görmediği de düşünülüyor.

Batılı diplomat, İsrail'in ayrıca Philadelphi yolunu kontrolüne alarak ateşkes görüşmelerinde üstünlük sağlamayı planladığını da vurguladı. Tel Aviv, ateşkes görüşmelerinde bu tünellerden kaçakçılık yapılmayacağına dair Mısır ve batılı güçlerden garanti istiyor. Ancak bunun nasıl başarılabileceğine dair görüş farklılıkları devam ediyor.

Üstdüzey bir diplomat, İsrail askeri istihbaratının bu yolu kontrol altına almak için yapılacak bir kara harekâtının getireceği riskleri de düşündüğünü kaydetti. Bazı alanlarda bulunan yüzlerce metrelik boş alan, askerleri saldırılara açık hale getireceği düşünülüyor. Yolun güvenlik zaafları, İsrail'in 2005'te bu yolu terk etmesinde de rol oynamıştı.

İsrail, bu yolu hemen kontrol altına alıp tünelleri yıkabilir. Ancak diplomatik sürecin uzun sürmesi halinde, askerlerin saldırılara açık hale gelebileceği sanılıyor. Batılı bir diplomat, "İsrailli bazı liderler, bunu yapmak istiyor. Bazıları da bunu çılgınca buluyor." dedi. (CİHAN)

Para Kazanma