| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
Güncel HaberlerRSSYorum RSS
Yazılar arşiv 03.2009 Other entries in 2009-03 resimler , videolar

Asla yapmam 

Asla yapmam

Fatoş Seğmen, sanat için soyunmam, sevişmem dedi... Kendisine bir çok film teklifi geldiğini açıklayan Fatoş Seğmen, ancak böyle bir projede asla rol almayacağını açıkladı.

Sert ve Biçimli kalçalar 

Sert ve Biçimli kalçalar… pek çok kadının ortak hayali. Peki, bu gerçekleştirilmesi mümkün olmayan bir rüya mı? Tabii ki hayır! Siz de çevrenizde hayranlık uyandıran kalçalara sahip olabilirsiniz…

İşte, size mükemmel kalçalar için öneriler…
Sert ve Biçimli kalçalar… pek çok kadının ortak hayali. Peki, bu gerçekleştirilmesi mümkün olmayan bir rüya mı? Tabii ki hayır! Siz de çevrenizde hayranlık uyandıran kalçalara sahip olabilirsiniz… İşte, size mükemmel kalçalar için öneriler…
Beslenme www.guzelvebakimli.com
Poponuzu eritmek için öncelikle vücudunuzu toksit maddelerden arındırın. Bunun için de bol bol sıvı tüketin. Zehirli maddeler vücuttan dışarıya atılmazsa, vücut daha fazla so toplar ve şişer. Bunun sonucunda da başınız ağrır, kabızlık çeker ve kendinizi yorgun hissedersiniz. Tuzdan ve tuz içeren besinlerden uzak durun. Bu bölgenizdeki kan dolaşımını hızlandırmak için haftada en az iki kez popo ve kalçanızı fırçalayın.
Operasyonwww.guzelvebakimli.com
Popodaki biçim bozukluğunu düzeltmek ya da fazla yağları almak için yağ emme tekniği yani liposuction uygulanıyor. Op. Dr. Battal, deri altında bulunan ve alınması gereken yağ tabakasının lokal anesteziyle uyuşturulduğunu ve yağların sıvılaştırıldığını belirtiyor. Bu işlemden sonra enjektörle ya da vakumla yağ alınıyor. Bu uygulamadan sonra hasta 2-3 hafta kadar varis çorabı giymeli. Ödemi çözmek için masaj yapabilir. Günlük yaşamda herheangi bir değişim yapmak gerekmiyor.
Egzersiz
Poponuzdaki kasları düzenli şekilde egzersiz yaparak güçlendirebilirsiniz. Ancak yayvan bir popoyu, egzersiz yaparak bile dar bir şekle sokamazsınız. Egzersiz yaparak sadece fazla yağlarınızı eritebilir ve poponuzu küçültebilirsiniz. www.guzelvebakimli.com
1- Yüzüstü yere uzanın ve ellerinizi omuz hizasında açın. Dizlerinizi yere dayayın. Omuz ve karın kaslarını iyice gerin. Şimdi sağ bacağınızı dizlerinizden bükük şekilde yukarıya kaldırıp indirin. Egzersizi 15 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin.
2- Sırtüstü uzanın, ayaklarınız yere değmeli. Sol ayağınızın topuğunu sağ bacağınızın dizine koyun. Poponuzu aşağı yukarı hareket ettirin. Egzersizi 15 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin.

BEYAZPERDENİN UNUTULMAYAN STPİRTİZCİLERİ  

BEYAZPERDENİN EN ÜNLÜ STRİPTİZCİLERİ / 1

Beyazperdenin güzel ve tercübeli yıldızlarından Marisa Tomei, pek çok yaşıtına nasip olmayacak bir rolle kamera karşısına geçti. Yönetmenliğini Darren Aronofsky'nin üstlendiği Güreşçi (The Wrestler) adlı filmde Mickey Rourke ile birlikte rol alan Tomei, bir striptizciyi canlandırıyor.

BEYAZPERDENİN EN ÜNLÜ STRİPTİZCİLERİ / 2

BEYAZPERDENİN EN ÜNLÜ STRİPTİZCİLERİ / 3

Dedikodu nedeni kızlar partisi 

Dedikodu nedeni kızlar partisiSelin Boronkay, cinsel tercihinin farklı olduğu dedikodularına yanıt verdi:

“Biz 15 kız karaoke bara gitmiştik. Bütün gece şarkı söyleyip dans ettik. Fakat kendi aramızdaki eğlenceyi ne yazık ki yanlış yorumladılar.  Cinsel tercihim her zaman erkeklerden yana olmuştur.”

Ben Leyla Bilginel kadar cesur değilim

FMF hastalığı nedeniyle sperm bankasından alacağı spermle anne olmayı planladığı konuşulan Selin Boronkay, suskunluğunu bozup iddialara yanıt verdi. Böyle bir tercihi olmadığını belirten Boronkay, “Ben Leyla Bilginel kadar cesur değilim” dedi.

Selin Hanım, siz MS hastası mısınız yoksa FMF mi?
- FMF, yani Ailevi Akdeniz Ateşi rahatsızlığım var.

Hastalığınızdan biraz söz eder misiniz?
- FMF aileden gelen genetik bir rahatsızlık. Daha çok Akdeniz’e komşu ülkelerdeki kişilerde ortaya çıkıyor. ısrail, Türkiye ve Arap ülkeleri gibi... Ben çocukken gitmediğim ülke, gitmediğim doktor kalmadı. 15 yaşımdayken Amerikan Hastanesi’nde genç bir doktor “Sende FMF olabilir” demişti. O yıllar ülkemizde genetik test bir tek Ankara’da yapılıyordu. Gidip kan testi yaptırdım ve FMF olduğum doğrulandı. Hâlâ aynı doktorum, Tamer Köymen rahatsızlığımla ilgileniyor. FMF, çocuk yaşta başlayabiliyor. Önce eklemlerde hissediyorsunuz, sonraki yaşlarda 3 gün süren, uykunuzda bile dinmeyen, doğum sancısının 5 misli olan ve tüm karın bölgesinde ağrıların oluştuğu ataklar başlıyor. Bu sürede mide ve bağırsaklar felç geçiriyor. Hiçbir ağrı kesici bu ağrıyı dindiremiyor. Bu yüzden 3 gün aralıksız morfin veriliyor. Hastalığın tehlike yaratan kısmı ise bu ataklar sırasında amiloidis diye bir sıvı ortaya çıkıp, kalp, böbrek gibi organları yavaş yavaş bozuyor ya da bir anda durdurabiliyor. Amiloidis sıvısının ataklarda oluşmaması için hayatınız boyunca kullanmanız gereken bir ilaç var. Ben ilaç kullandığım halde, 2007’de köpeğim Filda’nın ölümünden çok etkilendiğim için, iki senede bir olan ataklar her ay olmaya başladı. Neredeyse her ay Amerikan Hastanesi’nde üç gün yatıyorum. Doktorlarım artık korkmaya başladı. Çünkü her ay atak geçirmek amiloidis sıvısının vücutta oluşmaya başlamasının işaretiymiş. Hayatta çok daha kötü hastalıklar var tabii ama o kadar sancılı bir rahatsızlık ki, bir çok kez artık dayanamadığımı hissedip intiharı bile düşündüm. 

Aynı hastalık Tuba Ünsal’da da var. Kendisiyle görüşüyor musunuz?
- Evet, Tuba’nın da aynı rahatsızlığı olduğunu öğrenince ona ulaşmaya çalıştım. Uzun uzun konuştuk. Ne yazık ki rahatsızlığı benden daha geç teşhis edildiği için Tuba’nın böbrekleri etkilenmiş. Yaklaşık 20 senedir bu hastalıkla savaşan biri olarak her zaman Tuba’nın yanında olmak istiyorum. Çünkü tedavisi olmayan bir rahatsızlığı kabul etmek psikolojik anlamda zor.

Bu yüzden mi hamile kalmanız riskli?
- İlaç kullanımından önce ne yazık ki hem anne adaylarının hayati tehlikesi varmış hem de atak geçirdiklerinde genelde düşük yapıyorlarmış. Ama artık ilaç kullanan her kadın rahatça hamile kalıp çocuk sahibi olabiliyor. Ben her ay atak geçirdiğim için doktorlarıma “Hayatta en çok istediğim şey bir gün anne olmak... Olur da bir gün evlenirsem, bu konuda problem yaşar mıyım?” diye sordum. Onlar da “Atakları kontrol altına alamazsak bebeğin düşme riski var” dedi.

O SORUYU ESPRİ OLSUN DİYE SORDUM

Sperm bankasından alacağınız spermle çocuk sahibi olmayı düşündüğünüz haberleri çıktı... Doğru mu bu?
- Bu haberlerin doğrusunu açıklamak isterim. Doğal olarak her insan gibi ben de doktorlarıma aklımdaki tüm soruları soruyorum. Geçen ay onlara “Çocuğumda da bu FMF rahatsızlığının olma ihtimali varsa, tüp bebek yapsam, genlerinden bu rahatsızlığı çıkarabilir misiniz?” diye sordum. Onlar da  hangi gende olduğunu bilmedikleri için tüp bebek de yapsam çocuğun geninden çıkarmalarının mümkün olmadığını, doğal yoldan anne olabileceğimi söylediler. Sonra “Ya evlenmezsem anne olamayacak mıyım?” dedim, onlar da bana sperm bankası bilgisini verdiler. Fakat bu soru, espri olsun diye sadece meraktan sorulmuştu. O anda o odada geçmiş olsuna gelen birçok kişi vardı. Bir şekilde “Selin sperm bankasından çocuk yapacak” haberleri çıkmaya başladı. “Hayır, öyle bir şey yok” desem de kimseyi inandıramadım.

Size göre sperm bankasına başvurarak çocuk sahibi olmak fena bir şey mi?
- Bu haberler çıkınca çok meraklıyım ya araştırmaya başladım, Türkiye’de legal değil. Bu yüzden ya Kıbrıs ya da yurtdışında yapılıyormuş. Aslında çok sağlıklı. Çünkü sperm bankasına bağışlanan spermler, bir sürü testten geçiyormuş. AIDS testi yapılıyormuş, ailede kanser hastası var mı, şeker hastalığı var mı, FMF var mı diye tüm soy ağacı araştırılıyormuş ve sadece hiçbir rahatsızlığı olmayan kişiler bağış yapabiliyormuş. Bence bu sağlıklı yeni nesil demek. Bu yönteme başvuran kadınlara, ileride çocuklarına pedagog yardımı ile muhakkak nasıl dünyaya geldiğinin anlatılması gerekiyormuş. Aslında ben bir yönden mutlu oldum. Çünkü çocuk sahibi olamayan çok kadınımız var, bu onlara bir umut olabilir. Fakat diğer yandan üç sebep aklımı karıştırıyor. ılki, Türkiye örf ve adetleri gereği böyle bir şeye hazır mı? ıkincisi, çocuklar okulda gözlük taktıkları, kepçe kulak oldukları için bile dışlanıp arkadaşlarının alay konusu oluyorlar; babasız bir çocuğa neler yaparlar? Üçüncüsü ise, bir çocuk hem anne hem baba sevgisi arıyor. Psikolojisi nasıl olur? Ama diğer yandan babasının hiç ilgilenmediği bir sürü çocuk var. Kadınlarımız o kadar güçlü ki hem anne hem babalık yapabiliyorlar.

ANNE OLMAYI ÇOK İSTİYORUM

O zaman Leyla Bilginel’i cesaretinden dolayı kutlamak mı gerek?
- Leyla Hanım’ı tanımıyordum, ilk defa dün kendisi ile telefonda konuştum. Onu çok takdir ediyorum. Ve bildiğim kadarıyla mükemmel bir anne olmuş.

O yolla çocuk sahibi olma kararı alsanız, bunu açık yüreklilikle paylaşır mısınız?
- Anne olmayı o kadar çok istiyorum ki, bir gün böyle bir şey yaparsam tüm dünyaya “Evettttttt, anne oluyorum” diye duyururum. Hayatımda yaşadığım hiçbir şeyi saklamadım.  şu anda böyle bir düşüncem yok.

Cinsel tercihim hep erkeklerden yana oldu

Selin Hanım, magazin kulislerinde sizin cinsel tercihinizle ilgili dedikodular da dolaşıyor. Bu konuda son söz sizde...
- Herkesin özel hayatına saygım var. Kim nasıl yaşamak isterse öyle yaşar. Fakat benim cinsel tercihim her zaman erkeklerden yana olmuştur. Kimseyi yargılamıyorum, yanlış anlamayın, fakat ben kendime öyle bir tercih yakıştıramam. Çok sevdiğim bir mankenimle dans ederken resmim çıkmıştı, galiba yorumlar ondan sonra başladı. Biz 15 kız karaoke bara gitmiştik. Bardaki güvenliklere masaya kimsenin yaklaştırılmamasını rica ettik. Kız kıza bütün gece birbirimize sarılıp, şarkılar söyleyip dans ettik. Ara sıra kız kıza çıkmak çok güzel. Fakat o kendi aramızdaki eğlenceyi bile ne yazık ki yanlış yorumladılar. Ben hayatım boyunca uyuşturucu olan ortamlara, dejenere olan ortamlara girmedim. Ne öyle bir lüksüm ne öyle bir hakkım var. Sadece 20’li yaşlarımda yanlış erkek arkadaş seçimlerim olmuştur, onun dışında da ailemi utandıracak, onları üzecek hiçbir davranışta bulunmadım, bulunmam.

BENİ TEHDİT EDEN YAKINDA BULUNACAK

Tehditler alıyormuşsunuz. Kim tehdit ediyor sizi?

- Şişli Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçe verdik. ılginç olan benim telefonumun bulunması çok kolay, fakat arayıp tehdit eden kişiler hem beni hem de ablam Sibel’i arıyorlar. Ablamın telefonunu bulmaları imkansız. Çok yakında tehditleri yapan kişi bulunacak.

125 lira harcadı 450 bin dolarlık uçağın sahibi oldu 

125 lira harcadı 450 bin dolarlık uçağın sahibi oldu

Eşim uçağı kazanacağımıza çok inanıyordu" diyen İnci Oğuç, bir süre kullanarak, uçağın zevkini çıkaracaklarını söyledi. İnci Oğuz, uçağını dün eşi Volkan Oğuz’la birlikte teslim aldı. Astoria Alışveriş Merkezi Genel Müdürü Ümit Teoman’ın elinden sembolik anahtarını alan İnci Oğuz, "Okul çıkışlarında sık sık Alışveriş Merkezi’ne giderim. 24 Kasım 2008’de öğretmenler gününde eşimle birlikte 99 TL’ye kaban aldık. Daha sonra iki tişort daha alarak 125 TL tamamladık ve çekilişe katıldık. Ben, hayal bile edemiyordum. Eşim ’Uçak bize çıkacak’ diyordu" dedi. 

Bir gecesi 2.4 milyon TL 

23 yaşındaki şarkıcı Leona Lewis bir milyarderin kızının 21'nci doğum gününde sahneye çıkma karşılığında tam 1 milyon Sterlin (2. 4 Milyon TL) aldı.

 

Phones4U şirketinin kurucusu ve sahibi olan John Caudswell, kızı Libby'nin hayranı olduğu genç şarkıcının partiye katılması için ödediği miktarla rekor kırmış oldu.

Evlilik Programları 

Milliyet Blog yazarı Mustafa Mumcu ekranlardaki evlilik programlarını blogunda anlatıyor...

- Nasıl bir hanım istiyorsun amca?

- Kapalı olacak, abdestinde, namazında, namuslu... Emekli maaşım, evim var!.. Gerektiği zaman gezmeye gideceğiz...

(Amcam gezmeye gitmeyi bile bir lüks olarak görüyor. Gerektiğinde eşini gezmeye götürecekmiş, atta gidecekler yani.

"Gel karıcığım seni biraz gezdireyim,
Gerekirse hayatından bezdireyim,
Dere tepe düz gidelim,
Şöyle bi gezip gelelim."

- İnşallah, gönlünüze göre birini buluruz! Seni şöyle alayım amcam, telefonları bekleyeceğiz...

Amcam benim... Hem namazında abdestinde olacak hem kapalı hem de namuslu! Valla böyle kadınlar çoktur da, ölçülerin biri diğerine uymayabilir.

* Kapalıdır da paralı askerdir. İş tuttuğunda açar eşarbını neyini.

* Veya abdest alır da herkesin gördüğü çeşmede, namaz kılmayı unutur.

* Ya da namusludur da türban takmaz, namaz kılmaz.

* Namaz kılar da abdest almaz çoğu kez.

* Namussuzdur da namuslu gibi görünür. (Namussuzmuş namussuz, dedirtir.)

Nesnelliklerle maneviyatı nasıl birleştirebiliriz ki!

Bu konuşmalar bir televizyon kanalımızın evlendirme programında geçiyor. Hani meşhur kaynana Semra'mız vardı ya, bir müddet o yaptı bu kanaldaki evlilik programını, ama şimdi yok. Kaynanamız "Gelinim olur musun?" programındaki davranışlarıyla ekran başındakileri çıldırtmıştı. Burada, masum, saygılı ve sevecen bir anne görünümüne büründü, anlaşılan fazla sürmemiş.

Şimdi ismini bilmediğim türkücü bir kadın sunuyor... Dikkat ediyorum da evlenmek için müracaat edenlerin birçoğu, partner bulmakta zorlanacak özelliklere sahip. Ama pehlivan gibi çıkıyorlar ekrana.

Aniden bir göbek havası müziği ve şakıdım şıkıdım oynayan sunucu.
Osman Bey anons ediliyor. Formata göre o da oynayarak, göbek atarak girecek içeri ve göbek atmaya da devam edecek.

Evlenmek için gelenlere niçin göbek attırırlar bilmem. Her halde vatandaş kriz mriz, teğet meğet düşüncelerine kapılmasın diye!

Hayret, Osman Bey göbek atmadan girdi içeri ve sunucunun kulağına eğildi. "Ben yaşlı bir adamım, bembeyaz sakallarımla bu yaşta oynayamam!" filan dediğini tahmin ediyorum.
Mır... mır... da, mır... mır...
Göbek atarak girseydi içeri ayıplardım zaten!

Olur amca sen göbek atmadan geç şu tarafa da niye geldin ki? Evlenmeye geldi amcamız.

- Kaç yaşındasınız? diye soruyor sunucu.

- Yetmiş.

Sunucuda bir sessiz bakış. Ne diyeceğini şaşırdı herhalde.

- Çok mu? sorusuna da cevabı içinden veriyor. "Çok tabii, burada ne işin var?" gibi bir şey.

Gerçekten amiyane deyimle ipini koparan, evlendirme programına çıkıyor. Çoğu biliyor bir eş bulamayacağını ama televizyonda görününce meşhur olacaklarını mı düşünüyorlar, ne! Yine de çıkıyorlar bu programlara.

Nasıl da üşenmezler, saatlerce telefon başında beklerler, televizyon stüdyolarına İstanbul dışından gelenler de çok. Yani şöyle geçerken bir uğramıyorlar, özel olarak geliyorlar. Parası olmayanlar da borç harç bir yerlerden buluyorlardır oraya gelip, bazı durumlarda birkaç gün stüdyo misafiri olmak için.

Bir de bu programların paralı stüdyo seyircileri var, bunların bir kısmı tüm beceriksizliklerine, bilgisizliklerine rağmen yorum da yaparlar, eşlerin birbirine uyum sağlayıp sağlayamayacaklarını söylerler. Nasıl biliveriyorlarsa hemencecik.

Bu programlar niye yapılır?

* Türkiye'de insanların evlenmeleri için kendilerini tanıtacak başka yol olmadığı için mi?

* Seyircileri kızdırmak, uyutmak, fıtık etmek için mi?

* Televizyona çıkıp, boy göstermeyi marifet sananların egolarını tatmin etmek için mi?

* Türk toplumunu iyice yozlaştırmaya katkıda bulunmak için mi?

Tabii bir bildikleri vardır ama açıklayıverseler de ben ve benim gibi meraklılar rahatlasalar!

Sizlerin de düşüncelerini öğrenmek isterim. Okuyup geçmeyin lütfen! Benim sorularıma ilave edeceğiniz maddeler varsa, bir şeyler tahmin ediyorsanız, kısa da olsa bir yorumla belirtin, sevabına!

Yoksa bu programlar gerçekten çok eğlendirici ve kaliteli de ben mi farkında değilim?

Para Kazanma